7 Şubat 2011 Pazartesi

Cartel Tişörtlü Teyze

Bornova'nın kaldırımları paramparça olmuş sokaklarında yavaş yavaş ilerledi. Normalde bu sokaklarda yürümeyi çok severdi. Ancak bugün çarşambaydı ve Bornova'da pazar kuruluyordu. Bu yüzden sokaklar, ellerinde içerisinde sebze, meyve, sütyen ve don bulunan poşetler olan yaşlı teyzelerle dolu oluyordu. Harun teyzelerden, özellikle de yaşlı teyzelerden korkardı. Kamyon benzeri görünüşleri, diğer insanlara karşı saygısızlıkları ve bekar öğrencilere karşı olan tavırları Harun'un teyzelerden korkmasının ve nefret etmesinin nedenlerinden sadece birkaç tanesiydi.

Harun normalde çarşambaları pek dışarı çıkmazdı, ancak o gün istisnai bir durum vardı, Bedrana yemeğe gelecekti. O'na muhteşem bir pilav (çünkü yapabildiği en güzel yemek pilavdı), zeytinyağlı pırasa, brokoli ve yanında da çipura yapacağına söz vermişti. Bu yemeklerde kullanacağı bütün malzemeleri süper marketlerde de bulabilirdi ancak kullanacağı malzemelerin taze olmasını istemişti. Aşık olduğu bir kadına 6 ay buzhanede bekletilmiş pırasa yediremezdi, ya da kültürde yetişmiş bir çipura.

Harun, kamyon görünüşlü teyzelere yakalanmamak için akşama doğru yola çıkmıştı. Pazar'ın içeri kesimlerine doğru ilerledikçe aslında bununda bir işe yaramadığını farketmişti. Her taraf irili-ufaklı teyzeler ile kaynıyordu. Her biri ellerinde koca koca poşetler, kalabalıkların arasından o poşetleri insanlara vura vura kendilerini yol açıyordu. Poşet kullanan teyzeler genelde daha zayıftı, şişman olanların ise poşet kullanmaya zaten ihtiyaçları yoktu. Kocaman popoları, insan yığınlarını iteklemeye yarayan bir kalkan vazifesi görüyordu adeta. Harun böyle teyzelerin kar küreme çalışmalarında kullanılması gerektiğini düşündü ve gülümsedi.

Harun teyzelerin yoğun olarak bulunduğu tezgahlarda ya taze ya da ucuz meyve-sebze olduğunu keşfetmişti. Önleri kamyon görünüşlü teyzelerin oluşturduğu barikatlarla kapanan tezgahların arasında gezmeye devam ediyordu Harun. Alışverişe nereden başlayacağını bilmiyordu. Yaptığı tespit işine yaramıyordu, çünkü teyzelerin yoğun olduğu tezgahlara bakmaya çalıştığında ezilme tehlikesi geçireceğini düşünüyordu. Bir an durdu ve önce çipuraları almaya karar verdi. Harun'a göre teyzeler şişman oldukları için sağlıksız besleniyor olmalıydılar, dolayısı ile balık tezgahı da boş olmalıydı. Pazar'ın daha üst kesiminde bulunan balık tezgahlarına doğru yöneldi. Durum tahmin ettiği gibiydi, balık tezgahlarının önü bom boştu. Sadece birkaç zayıf, genç ve güzel insan vardı.

Harun balık tezgahından dört tane çipura aldıktan sonra, biraz aşağıda bulunan pırasa tezgahına yöneldi. Pırasalar çok güzel görünüyordu, yaklaşık yarım kilo kadar da pırasa aldı. Tek eksiği brokoliydi. Bu sıcak mevsimde bulmak çok zordu ama pazarda herşey oluyordu, kesin brokoli de vardır diye düşünmüştü. Ancak uzun süren aramalar sonucu hiçbir tezgahta brokoli bulamamaştı. Pazar'ın kuytu köşelerine doğru ilerlerken önü boş olan bir tezgah gördü. Bu tezgahın üzerinde birkaç kasa maydonoz, tere otu ve sadece bir tane de brokoli vardı. Harun, ölünce cennete gideceğini sanan Fethullah Gülen sevinciyle tezgaha doğru ilerledi. Tam tezgahın önüne geldiğinde, üzerinde yıllar önce yaptıkları rap müziği ile efsaneleşmiş olan Cartel grubunun tişörtü bulunan yaşlı bir teyze, kır sakallı tezgahtara "Şu bürökölümüdür, borokolimidir nedir bana onu poşetlesene yavrım." demişti. Harun tezgahın önünde dona kalmıştı. Bulduğu tek brokoliyi de, Cartel tişörtlü bir teyze satın almıştı. Brokoli Harun için önemliydi, çünkü aşık olduğu kadına söz vermişti. Harun aşık olduğu kadın için herşeyi yapmaya hazırdı, bu bir teyzeyle karşı karşıya gelmek bile olsa...

Harun teyzenin brokoli poşetini çalmaya karar vermişti. Aslında kibarca isteseydi, teyze brokoliyi Harun'a verebilirdi ama sonuçta o bir teyzeydi ve teyzelerin sağı-solu belli olmazdı. Cartel tişörtlü teyze, tezgahtardan brokoli poşetini alıp yola koyuldu ve Harun da teyzeyi takipe başladı. Teyze dar, ıssız ve karanlık bir sokağa girdiğinde (ki bu sokaklardan Bornova'da bolca vardır) brokoli poşetini çalacak ve kaçacaktı. Plan bu kadar basitti, zaten teyze çok şişmandı Harun'un arkasından koşamazdı. Teyze nihayet dar bir sokağa girmişti. Etrafta kimsecikler yoktu. Harun oldukça hızlı bir şekilde poşete atıldı ve poşeti kaptı. Tam koşmaya başlayacakken ani bir şekilde yere kapaklandı. Bu durum bütün planı alt-üst etmişti. Harun yerde kıvranırken, Cartel tişörtlü teyze oldukça sakin bir şekilde Harun'un yanına geldi ve şefkatli bir sesle "Nasılsın yavrım?" dedi. Harun şaşırmıştı, az önce brokolisini çalmaya çalıştığı kadın ona şefkatle davranıyordu. Bu kadın bir teyze olmamalı diye düşündü. Şaşkınlığını atan Harun suçluluk duygusunu yansıtan bir ses tonuyla "İyiyim teyze" dedi. Teyze "Yavrım, dizinde kanamış, bak her tarafın kan olmuş, kalk bir su çalayım yüzüne" dedi. Harun bu sözler altında git gide eziliyordu. O dakika yer yüzü yarılsa ve yerin dibine girse daha iyiydi onun için.

Teyzenin muhteşem irilikteki kollarının yardımıyla yavaşça ayağa kalktı Harun. Yanakları al al olmuş, kaşları ve bıyıkları ilk günki gibi yüzünde duran teyzeye bakarak mahçup bir ifadeyle "Özür dilerim..." dedi ve neden böyle bir yola başvurduğunu anlattı. Cartel tişörtlü teyze de zamanında aşık olmuştu ve sevdiği adam için çeşitli çılgınlıklar yapmıştı. Yani Harun'un bunu neden yaptığını anlayabiliyordu. Teyze yerden aldığı brokoli poşetini Harun'a uzatarak "Al yavrım, al gurban olduğum, sen sevdiceğinle ye bunu, ben zaten bizim papağan için aldıydım bunu" dedi. Harun teyzenin bu şefkat dolu teklifini utanarak kabul etti. Teyzeden defalarca özür diledi ve brokoli için ona tekrar tekrar teşekkür etti ve ayrıldılar.

O gün Bornova sokakları Harun için, utanç geçidinin yapıldığı bir alan halini almıştı. Eve vardığında bir sigara yaktı. Teyzeyle yaşadığı şeyleri düşündü ve yüzünde yavşak bir gülümseme belirdi. Cartel tişörtlü teyze aslında umrunda değildi. Ne de olsa aşık olduğu kadına verdiği sözü tutmuştu, asıl önemli olan buydu...

1 yorum: