Şölen kafenin duvarı üzerinde asılı olan pembe afişte, akşam saat 08.00'da bir bale gösterisinin yapılacağı duyuruluyordu. Harun normalde bale sevmezdi, ancak bale topluluğunun ismi o'na oldukça ilginç gelmişti. "Kötürüm Flamingolar"...
Gösteriyi izlemeye karar verirmişti. Şölen kafede açılmış olan bilet standından, "belki bir kadın bulurum onunla giderim gösteriye, ardından da sevişiriz" diye düşünerek 2 kişilik davetiye aldı.
Uzun bir yürüyüşün ardından artık evdeydi. Hemen bir çay koyup, sigara yaktı. Aklındaki tek düşünce"Kötürüm Flamingolar" idi. Acaba böyle bir isimle neyi ima etmeye çalışıyorlardı? Bu düşünceden kurtulmak için bahçeye çıktı. Hava hafif serin olsada, gökyüzü, sigara yasağına inat berrak bir maviyi barındırıyordu sinesinde. Bu Harun'u keyiflendirmişti. Evinin sokağında bulunan kokoreççiden gelen koku da iştahını açmaya yetmişti ve cüzdanını alır almaz kokoreççiye koştu. Harun'u oldukça yakından tanıyan kokoreççi Mustafa "her zamankinden mi abi?"diye seslendi. Harun bu soruyu kafasını aşağı-yukarı hareket ettirerek yanıtladı. Harun, kısa bir süre sonra gelen kokoreçi büyük bir iştahla mideye indirdi, ardından da bir sigara yaktı. Tam karşı masasında pembe yanaklı, mavi gözlü, kızıl saçlı bir kadın oturuyordu. Harun, bu kadınla konuşmayı aklına koymuştu, zaten elinde fazladan bir bale davetiyesi vardı. Eğer bu davetiye boşa giderse, verdiği para da boşa giderdi ve bu Harun'un hiç istemediği birşeydi.
Harun masasından kalktı ve kızıl saçlı hatunun masasına oturdu. "Merhaba ben Harun, cesaretimden dolayı şaşırmış olabilirsiniz, ancak beni buraya getiren sizin naçizane güzelliğinizdir." dedi. Bu tip konuşmalarda hiç iyi değildi, ancak bazen sevişebiliyordu. Kızıl saçlı hatun kollarını saklamak için binbir çaba göstererek ve gülümseyerek "merhaba" dedi, "ben Nazlı". Harun mutlu olmuştu, bilet parası yanmayacaktı muhtemelen, neşeli ve çapkın bir şekilde "akşama MÖTBE'de bir bale gösterisi var benimle gelirmisiniz?" dedi. Nazlı, "tamam" dedi, "tam 08.00'da MÖTBE'nin içerisinde ol". Harun ağızında koskoca bir gülümseme ile ayrıldı kokoreççiden ve hemen akşam için hazırlanmaya gitti.
Hazırlık aşamasının ilk adımı masturbasyondu. Silahın şarjörünü boşalttıktan sonra banyoya girdi. Yaklaşık 1 haftadır banyo yapmıyordu, ancak bu hatun Harun'a banyo yaptırabilmişti. Herşey tamamdı, masturbasyon, banyo, tıraş ve parfüm... Hemen yola koyuldu, gösterinin başlamasına yarım saatten az bir süre vardı. Normalde okula yürüyerek gitmeyi tercih eden Harun, o akşam 525'i tercih etmişti. Kısa bir yolculuğun ardından MÖTBE'ye vardı. Ancak Nazlı ortalarda görünmüyordu. Gösterinin başlamasına 5 dk kalmıştı. Nazlı hala yoktu.
Gösterinin başlama zili çalınmıştı, sigara yasağından muzdarip onlarca kişi bir anda salona doğru koşmaya başladılar. Harun da beklemekten vazgeçip salona girdi. Gözleri etrafı süzüyordu, Nazlı salonda olabilirdi. Gösteri başlamıştı, pembe kıyafetler içerisinde ve tek sıra halinde kadınlar parmak uçlarında hareket ediyorlardı. Harun baleyi işte bu yüzden sevmiyordu. "İnsanlar normal bir şekilde yürüyebilecekken neden parmak uçlarında yürüsünler ki?" diye düşünürdü.
Tek sıra halindeki kadınlar sahneyi terk edince, inci beyazı bir kıyafet içerisinde sahneye kızıl saçlı bir hatun çıkmıştı. Harun şaşırmıştı, çünkü sahnedeki kızıl saçlı hatun Nazlı idi. Sahnede bir kuğu edasıyla süzülüyordu Nazlı. Ancak bir terslik vardı, Nazlı'nın elleri bir balık iğnesi misali kıvrılmıştı, yani Nazlı bir kötürümdü. Harun "ah kötürüm flamingo, yaktın beni" dedi içinden. Harun "Kötürüm Flamingolar" adının nedenini anlamıştı. Sahneye çıkan her balerine veya balete dikkatle baktığında her birinin vücudunda bir özür olduğunu görmüştü.
Harun'un bir kadında aradığı tek şey akciğerdi. Yani Nazlı'nın kötürüm olması umrunda değildi. Sevişilebilir bir hatundu. Gösterinin ardından kulise gitti. Nazlı içerdeydi, Harun'la göz göze geldiklerinde mutlu olmuştu. Çünkü Nazlı'nın kötürüm olduğunu öğrenen hiç kimse buluşmalarına gelmemişti.
Harun, Nazlı'ya doğru yürüdü ve belinden kavrayıp "Benim kötürüm flamingom" dedi. Bunu duymak Nazlı'nın hoşuna gitmişti. Birisi hayatında hep gerçek aşkı aramış ancak bulamamış şanssız bir flamingo, diğeri ise çiftleşme mevsimindeki bir köpekti. Birlikte dışarı çıkıp köpeğin kulubesine doğru yol aldılar...
" Hayalleriniz, kötürüm bir flamingo bile olsa özünde hala flamingodur..."