Yağmurlu bir Ankara sabahında açmıştı gözlerini dünyaya. Annesi Nalan, ahh Nalan, kerhanenin biricik kızıl gülü...Ahmet'in babasının kim olduğunu dahi bilmiyordu. Üzerinde maymunlar gibi tepinen hayvanlardan herhangi birisi olabilirdi. Ve Ahmet bir bireydi, ama sonuçta bir orospunun çocuğuydu...
Hayattan ilk golü daha doğarken yemişti. O'nu sarıp sarmalayan, ilk banyosunu yaptıran hemşireler bile farklı davranmışlardı.Yeni doğan çocukların doğum kartlarına babalarının soyisimleri yazılırken, O'nun doğum kartına kısaca "O. Ç." yazmışlardı. Günah, annesinin üzerinde tepinen adamlarındı fakat Ahmet çekiyordu cezasını, çekecekti.
Kerhanede büyüyordu ve hayat hiç adil davranmıyordu Ahmet'e... İlkokuldayken hocalarından birisi bütün sınıf önünde "Sen sus orospunun evladı" demişti. Liseye başladığında sınıf arkadaşları annesiyle ilgili seks hikayeleri anlatıyordu. Birşey diyemiyordu Ahmet. Ne diyebilirdi ki zaten? Sonuçta bir orospu çocuğuydu ve bu yükle beraber yaşamak zorundaydı.
Büyüdü, üniversite sınavını kazandı...Köklü bir üniversitenin oldukça iyi bir bölümünü kazandı. Annesinin seks işçiliğinden kazandığı para yetmeyince, okulun verdiği bursa başvurdu. Ailesinin hangi işte çalıştığını gösteren belge istenince,annesinin vesikasını vermek zorunda kalmıştı. Bu ne ilk ne de sondu...
Bıkmıştı artık bir orospunun çocuğu olmaktan. Annesini seviyordu, ama annesini birçok hayvan da seviyordu. İntihar ederek kurtulmayı denedi, başaramadı. En iyisi, sorunun kaynağını yok etmekti. Annesini yani orospuyu öldürürse kurtulacaktı bu hayattan. Ve bir gece, yan odada uyuyan annesinin yüzüne yastığı bastırıverdi...
Yaklaşık 4 dakika sonra orospu artık nefes almıyordu. Ahmet rahatllamış gibiydi. Bir sigara yaktı ve düşündü... Orospunun ölümü hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Ahmet halen bir orospu çocuğuydu ve artık bir katildi...
11 Şubat 2011 Cuma
Bir Şakirt'in Günlüğü-2
Bismillahirrahmanirrahim
Sevgili Günlük,
Bu sabah yine sabah namazını kılmak için erkenden kalkacaktım ki, rüyamda enteresan olaylar vuku buldu. Rüyamda evimizin kapısının zili ısrarlı bir şekilde çalıyordu, e doğal olarak bende kalkıp kapıyı açıyordum. Ancak kapıyı açtığımda bir de ne göreyim? Karşımda Sümeyye...Kıpkırmızı bir pardesü içerisinde...Zannedersin bir gül ağacının dalındaki gonca...
Ben ufak bir şaşkınlığın ardından sadece "Sümeyye..." diyebiliyorum, o ise bir anda bana doğru atılarak "Abdullah'ım, sana geldim yiğidim" diyor. Ben "Buyur içeri Sümeyye sana bir çay demleyeyim" diyorum. Sümeyye ise büyük bir hiddetle "Ne çayı yiğidim, seviş benimle" (tövbe tövbe) diyor. Ne yapacağımı şaşırıyorum başta, biliyorum ki sevişmek büyük günah! Önce itiyorum Sümeyye'yi kanepeye. Kanepeye düştüğü anda pardesüsünün içerisinden memesinin bir tanesi fırlıyor. Tabi ben şok oluyorum, çünkü ömrümde böyle meme görmemişim, hiç görmemişim hatta.
Ben tabi o anlık şakınlığı atlatınca, (şeytanın da dürtüsüyle birlikte) atlıyorum memenin üzerine başlıyorum avuçlamaya (tövbe tövbe). Bir süre sonra tek meme yetersiz kalıyor ikincisini de istiyorum. Sümeyye büyük bir keyifle kabul ediyor. Ben memelerle ilgilenirken Sümeyye de benimle ilgileniyor, bir süre sonra ikimizde çırıl çıplak kalıyoruz. Ve ne oluyorsa işte orada oluyor günlük, bir volkanik patlama misali titremeye başlıyorum. Her tarafa ilginç ilginç vücut sıvıları püskürtmeye başlıyorum. Meğersem tam da o sırada rüyalanıyormuşum!
Namaz için alarm kurmuştum, bir uyandım her tarafım sırıl sıklam. Hemen Sedat abiyi aradım
ve durumumu anlattım. Sedat abi "Panik yapma Abdullah'cığım, git hemen bir gusül abdesti al, bir de tövbe et, Allah tövbe edeni görür" dedi. Ben hemen (annemlere de görünmeden) banyoya girdim ve tam 3 kere gusül abdesti aldım.
Umarım Allah tövbelerimi kabul etmiştir. Zaten bütün gün annemlerin yüzüne de bakamadım. Evden çıkmak için bahaneler uydurup durdum. Bugün de sadece bir dersim vardı. Okula gittim. Kampüsten içeri girer girmez kimle karşılaştım biliyormusun? Sümeyye ile...Yanıma geldi, "Nasılsın?" dedi. Ben de memelerine bakarak "İyiyim şükürler olsun ki" dedim. O'nun o muhteşem memeleri aklımdan çıkmıyor günlük. Biliyorum günah, biliyorum şeytanın işi ama elimden de birşey gelmiyor. Akşam kola turkalarımızı içerken Sedat abiler de bunun ne kadar büyük bir günah olduğunundan bahsettiler. Bazen düşünüyorum da, ateist olsam direk Sümeyye'yle sevişirdim (tövbe tövbe). Neyse çok sapkın konulara giriyor bunlar. Şimdilik yazacaklarım bu kadar sevgili günlük. Yarın Allah'ın izniyle hayatta olursam yazarım yine:P
Verdiğin bütün nimetler için sana şükürler olsun Allah'ım. Amin.
Abdullah, 02. 11. 2011, 22:11
Sevgili Günlük,
Bu sabah yine sabah namazını kılmak için erkenden kalkacaktım ki, rüyamda enteresan olaylar vuku buldu. Rüyamda evimizin kapısının zili ısrarlı bir şekilde çalıyordu, e doğal olarak bende kalkıp kapıyı açıyordum. Ancak kapıyı açtığımda bir de ne göreyim? Karşımda Sümeyye...Kıpkırmızı bir pardesü içerisinde...Zannedersin bir gül ağacının dalındaki gonca...
Ben ufak bir şaşkınlığın ardından sadece "Sümeyye..." diyebiliyorum, o ise bir anda bana doğru atılarak "Abdullah'ım, sana geldim yiğidim" diyor. Ben "Buyur içeri Sümeyye sana bir çay demleyeyim" diyorum. Sümeyye ise büyük bir hiddetle "Ne çayı yiğidim, seviş benimle" (tövbe tövbe) diyor. Ne yapacağımı şaşırıyorum başta, biliyorum ki sevişmek büyük günah! Önce itiyorum Sümeyye'yi kanepeye. Kanepeye düştüğü anda pardesüsünün içerisinden memesinin bir tanesi fırlıyor. Tabi ben şok oluyorum, çünkü ömrümde böyle meme görmemişim, hiç görmemişim hatta.
Ben tabi o anlık şakınlığı atlatınca, (şeytanın da dürtüsüyle birlikte) atlıyorum memenin üzerine başlıyorum avuçlamaya (tövbe tövbe). Bir süre sonra tek meme yetersiz kalıyor ikincisini de istiyorum. Sümeyye büyük bir keyifle kabul ediyor. Ben memelerle ilgilenirken Sümeyye de benimle ilgileniyor, bir süre sonra ikimizde çırıl çıplak kalıyoruz. Ve ne oluyorsa işte orada oluyor günlük, bir volkanik patlama misali titremeye başlıyorum. Her tarafa ilginç ilginç vücut sıvıları püskürtmeye başlıyorum. Meğersem tam da o sırada rüyalanıyormuşum!
Namaz için alarm kurmuştum, bir uyandım her tarafım sırıl sıklam. Hemen Sedat abiyi aradım
ve durumumu anlattım. Sedat abi "Panik yapma Abdullah'cığım, git hemen bir gusül abdesti al, bir de tövbe et, Allah tövbe edeni görür" dedi. Ben hemen (annemlere de görünmeden) banyoya girdim ve tam 3 kere gusül abdesti aldım.
Umarım Allah tövbelerimi kabul etmiştir. Zaten bütün gün annemlerin yüzüne de bakamadım. Evden çıkmak için bahaneler uydurup durdum. Bugün de sadece bir dersim vardı. Okula gittim. Kampüsten içeri girer girmez kimle karşılaştım biliyormusun? Sümeyye ile...Yanıma geldi, "Nasılsın?" dedi. Ben de memelerine bakarak "İyiyim şükürler olsun ki" dedim. O'nun o muhteşem memeleri aklımdan çıkmıyor günlük. Biliyorum günah, biliyorum şeytanın işi ama elimden de birşey gelmiyor. Akşam kola turkalarımızı içerken Sedat abiler de bunun ne kadar büyük bir günah olduğunundan bahsettiler. Bazen düşünüyorum da, ateist olsam direk Sümeyye'yle sevişirdim (tövbe tövbe). Neyse çok sapkın konulara giriyor bunlar. Şimdilik yazacaklarım bu kadar sevgili günlük. Yarın Allah'ın izniyle hayatta olursam yazarım yine:P
Verdiğin bütün nimetler için sana şükürler olsun Allah'ım. Amin.
Abdullah, 02. 11. 2011, 22:11
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)