11 Şubat 2011 Cuma

Bir Orospu Çocuğunun Dramı

Yağmurlu bir Ankara sabahında açmıştı gözlerini dünyaya. Annesi Nalan, ahh Nalan, kerhanenin biricik kızıl gülü...Ahmet'in babasının kim olduğunu dahi bilmiyordu. Üzerinde maymunlar gibi tepinen hayvanlardan herhangi birisi olabilirdi. Ve Ahmet bir bireydi, ama sonuçta bir orospunun çocuğuydu...

Hayattan ilk golü daha doğarken yemişti.  O'nu sarıp sarmalayan, ilk banyosunu yaptıran hemşireler bile farklı davranmışlardı.Yeni doğan çocukların doğum kartlarına babalarının soyisimleri yazılırken, O'nun doğum kartına kısaca "O. Ç." yazmışlardı. Günah, annesinin üzerinde tepinen adamlarındı fakat Ahmet çekiyordu cezasını, çekecekti.

Kerhanede büyüyordu ve hayat hiç adil davranmıyordu Ahmet'e... İlkokuldayken hocalarından birisi bütün sınıf önünde "Sen sus orospunun evladı" demişti. Liseye başladığında sınıf arkadaşları annesiyle ilgili seks hikayeleri anlatıyordu. Birşey diyemiyordu Ahmet. Ne diyebilirdi ki zaten? Sonuçta bir orospu çocuğuydu ve bu yükle beraber yaşamak zorundaydı.

Büyüdü, üniversite sınavını kazandı...Köklü bir üniversitenin oldukça iyi bir bölümünü kazandı. Annesinin seks işçiliğinden kazandığı para yetmeyince, okulun verdiği bursa başvurdu. Ailesinin hangi işte çalıştığını gösteren belge istenince,annesinin vesikasını vermek zorunda kalmıştı. Bu ne ilk ne de sondu...

Bıkmıştı artık bir orospunun çocuğu olmaktan. Annesini seviyordu, ama annesini birçok hayvan da seviyordu. İntihar ederek kurtulmayı denedi, başaramadı. En iyisi, sorunun kaynağını yok etmekti. Annesini yani orospuyu öldürürse kurtulacaktı bu hayattan. Ve bir gece, yan odada uyuyan annesinin yüzüne yastığı bastırıverdi...

Yaklaşık 4 dakika sonra orospu artık nefes almıyordu. Ahmet rahatllamış gibiydi. Bir sigara yaktı ve düşündü... Orospunun ölümü hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Ahmet halen bir orospu çocuğuydu ve artık bir katildi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder