Bir martının çığlığıydı sanki,
Ölümün soğukluğuydu,
Yeşil bir yaprağın ferahlığı,
Leyleğin beyazlığı,
Evrenin sessiz gürültüsü gibiydi...
Helal süt emmiş bir kadının memesiydi,
Aklında 40 tilki dolanan bir bakkaldı,
Yaşıtlarıyla anlaşamayan bir çocuktu,
Aşkı arayıp, bulamayan Ferhat gibiydi,
Tanrıya yalvaran bir şakirtti adeta,
Irzına geçilmiş orman arazisiydi,
Ne kalmıştı ki geriye?
Ilık bir akşam vakti içilen sıcak bir çay mı?
Zindan köşelerinde idamı bekleyen bir tutsaktı sanki
Derin düşüncelere dalmıştı.
Itır Çiçekleri vardı her tarafında
Rahat mı batmıştı evinde,
Almıştı çantasını, çıkmıştı yola.
Birgün geri dönerdi belki,
Ilık bir yaz gecesi.
Ne zaman gelecekti,
Ilık yaz geceleri?
Sessizliğe büründü gece,
İstemiyordu doğada kalmak,
Koyun postundan bozma yorganla yatmak.
Ecel gelse,
Yola çıkmaya hazırdı bile.
İstemiyordu geceyle kalmak,
Merhaba demek istiyordu sabaha...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder