Sevgili Mikail,
Biliyorsun Ankara bir memur ve öğrenci şehri. Yani burdaki insanlar aşırı derecede gergin insanlar.
Ben de onlardan biriyim canım kardeşim.
Bak güzel kardeşim; bizim denizimiz falan yok biliyorsun. Bizler her sene yaz mevsiminin gelmesini bekleriz ki bir göl kenarına gidip piknik yapalım ne bileyim iki kırlarda koşalım, mangal yapalım, akşam iş çıkışı gidip birer bira içelim... Ama bu sene güneşe hasret kaldık resmen. Nisan ayında kar yağdırdın, tamam dedik. Mayıs ayında yolları sel götürdü, tamam bir derdi vardır kesin dedik. Be pezevenk Haziran ayındayız! Hani Ankara kışın soğuk ve yağışlı, yazın sıcak ve kuraktı? Nerede lan o sıcak ve kurak yaz mevsimi? Sürekli yağışlı lan!
Nedir bizlerle alıp veremediğin onu anlamıyorum. Tavuğuna kışt mı dedik? Ulan kaç haftadır dalga geçer gibi saat 4 olduğunda yağmur yağmaya başlıyor. Bu ne şimdi? Trol müsün olum sen? Hadi bundan öncekilerin saati belliydi, peki ya bugün ki? Sinirden elim ayağım titredi şerefsizim... Bütün Ankara'nın amınakoydun afedersin. Denizi olmayan memlekette balık adam gördük lan sayende. Piskopatmısın olum sen? Sırf senin bu dengesizliğin yüzünden depresyona girdim, ilaç kullanıyorum lan...
Neyse güzel kardeşim diyeceğim o ki; yeter artık yaz gelsin. Millet Antalya'da, Bodrum'da denize giriyor, biz de niye yok? Bize neden vermiyorsun? Sana yalvarıyorum artık güneş açsın... Seni seviyorum...
Bir Ankaralı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder